info (@) yerelyonetimlerdernegi.org.tr Tel:0312 220 25 32-0552 628 50 21  Faks:0850 811 86 98 

Enis TURGUT: "Kalpsiz Senaryo"

Adını en çok filmlerin başında veya sonunda gördüğümüz ‘Senaryo’ kelimesini, filmlere konu olan televizyon izlencesinin hazırlandığı metin olarak ifade edebiliriz. Bir veya birkaç kişinin üzerinde çalışma yaparak ortaya koyduğu birçok eser, günümüzde başyapıt olarak dilden dile aktarılmakta ve seyir zevki yaşatmaktadır.

Tabi olaylara bir başyapıt olarak bakmak gerekirse, herkesin kendi yaşantısı kendisine göre anlamlıdır ve bu değeri de ancak bir yaşayan olarak kendisi bilir. Doğumla birlikte başlayan yaşam serüveni ölümle taçlanana dek bu senaryo devam eder. Artısı-eksisi bilinmez ancak, beyaz kefen üzerine toprağın serpiştirilmesiyle birlikte geride sadece ‘yaşanmışlık’ kalır.

***

Bir de yaşanmışlıklara sebep/vesile olan irade üstü nedenler vardır ki, onların varlığı, bizim yaşam ve hayat standardımızı etkilemekte ve bu duruma da çoğu zaman boyun eğilmektedir. Ülkelerarası yaşanan siyasi entrikalar, meşhur! ailelerin harita başındaki zevkleri, çürümüş zihinlerin ilahi adalet dağıtma çabaları(!), yetimin hakkını korumakla görevli bostancıbaşlarının! kabarık cüzdan sevdaları, Allah diyerek şeytanı bile aldatan din müflisleri…

***

Yeryüzünü bağ zannedip mart ayında üzüm yeme derdine düşen ancak aradığı üzümü bulamayıp, bostanını bozan bedbaht misali, güzelim dünyamızı yaşanmaz hale getiren zihniyetin derdi de bu olsa gerek! 100 yıllık planların bir masada planlandığı, insanların ırklara ayrılıp, zenginin fakire yaşam hakkı tanımadığı, beyazın siyaha üstün tutulduğu sahte dünyayı kim sever ki?

***

’Emperyalist’ diye adlandırılıp, yayılmacı politika izleyen birçok batılı devletin yaptıklarına bakacak olursak; Irak, Amerika için petrol, Afrika ülkeleri Fransa tarafından balı alınan çiçek misali sömürülen toplum ve keza sömürgeciliğin tarihini yazan ülke Portekiz. Hepsinin tek derdi var: Senaryosunu kendilerinin yazdıkları dramatik ve polisiye filmlerinin(!) mutlu sonla bitmesi. Çünkü onlar için önemli olan çıkarları ve bu çıkarlar uğruna insanın bir önemi yok.

***

Bir avuç toprağı bile yokken 2 Kasım 1917’de kuruluş tohumlarının atıldığı İsrail, dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour’un hazırladığı ve adına Balfour Deklarasyonu olarak tarihe geçen sürecin sonunda bugünkü Kutsal Topraklar’ına kavuşmadılar mı? Ve yine aynı İsrail, bugün, toprağını gasp ettiği Filistin halkına zulmün nirvanasını yaşatmıyor mu? Dahası birçok ülkeye, maddi gücünün gövde gösterisini yaparak, aba altından sopa göstermiyor mu? Senaryo hep aynı: Yıkım!..

***

Bir grubun elinde can çekişen canlar ‘ab-ı hayat’ diye feryat figan ederlerken, dertleri zulümden zevk almak olan caniler, başkalarının hayatlarını karartırken kalplerinin de karardığının farkında değiller. İlahi adaletin terazisinin, birçok adliye önünde yer alan, heykelin elindeki temsilden ibaret olmadığı anlaşıldığında azap o zaman başlayacaktır. Myanmar-Arakan’da, Şincan-Uygur’da, Orta Afrika’ nın birçok ülkesinde zulüm sahneleri yaşanmakta ve maalesef senaristler bu işten hem çok para kazanmakta hem de çok ciddi keyif almaktalar. Mazlumun suçu mu? Suçu Müslüman olmak! Suçu o kadar büyük ki(!) biz küçük kalıyoruz maalesef yetişme konusunda. Özellikle Sultan 2. Abdulhamit döneminde İslamcılık politikasıyla (Panislamizm) Müslüman olmasına vesile olunan ilkel kabileler, batılı ülkeler tarafından hala zulme maruz kalmaktalar. Keşke bir el uzatılabilse, keşke dünyaya nota verecek bir güce ulaşılabilse… Elleri kanlı bebekler, temiz bir bedene ulaşacakları insaflı gözleri bekler. Yüce Allah’tan temennim odur ki, mazlumları ezalarının biteceği, zalimlere ise en güzel cezayı keseceği günlere tez zamanda kavuştursun inşallah. 

***

İnananlar için toprağın altı, üstünden hayırlıdır. Toprağın üstünde ‘Elif(I)’ gibi dimdik durabilenler, toprağın altında boylu boyunca huzurla uyuyabileceklerdir. Senaryosunu kendimizin yazacağı bir hayatımızın olduğu, insanlığın; renk, dil, din vs. diyerek ayrıştırılmadığı yaşanabilir bir dünya senaryosunun yazılacağı güzel günleri görmek ümidiyle…

***

 Sağlıcakla, esen kalın değerli dostlar… 

Okunma 1213 defa Son Düzenlenme 28 Eyl 2020
Enis TURGUT

Eposta This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.