info (@) yerelyonetimlerdernegi.org.tr Tel:0312 220 25 32-0552 628 50 21  Faks:0850 811 86 98 

Enis TURGUT: "İLKELLİĞİN ÖTESİNDE YAY VE OK"

 

Yay ve ok…

Kullanım alanlarına göre farklı ağaç türlerinden elde edilen ok; menzil atışları için çam ağacından yapılırken, avcılık içinse huş ağacı kullanılmaktadır. Genel itibariyle de ok yapımında çam ağacı kullanılmaktadır. Yay ise; iyi bir yay ustası (kemanger) tarafından ortalama 2-3 senede yapılmakta ve yaklaşık 200 yıl kullanılabilmektedir. Yapımında boynuz, sinir (tendon), ağaç (genellikle akçaağaç) kullanılıyor.

Ayrıca Mersin Balığı’nın hava kesesinden de istifade edilen özel bir yapıştırıcı ile birleştirme işlemi yapılarak, kemanger tarafından yaya son hali verildiği bilinmektedir. Bir de yay ipi olan kirişi çekmeye yarayan ve başparmağa takılan zihgir var tabi. Yay ve ok (şimdilerde adı ilkel silah) sadece bizlere ait silah olmamakla birlikte tarih sahnesinde bu silahı ustaca kullanan bir millet olduğumuzu da ayrıca belirtmek isterim. Tabi bunlar geleneksel okçuluk için gerekli malzemeler. Birde klasik okçuluk var ki onun malzemeleri yapay olup yapılış süreci konumuzun dışındadır. Buradaki amacım, okçuluk sporunun tarihçesine kısmen değinmek ve geçmiş dönemlerde yapılışının zorluğuna vurgu yapmaktı. Yoksa o kadar çok detayı var ki yazmakla bitmez…

Sağlıklı ve etkili bir şekilde kullanımı için usta bir eğitmen desteği şart olan okçuluk, 1900’lü yıllardan beri sportif faaliyet olarak olimpiyatlarda yerini almış ve günümüzde de halen varlığını sürdürmektedir. Federasyon yapısına, geçtiğimiz yıllarda kavuşan Geleneksel Okçuluk Sporu son günlerde adından çokça kez söz ettirmeyi başarmış durumda. Benim de ilgi duyduğum ancak son zamanlarda aksattığım, eğitimlerinden uzak kaldığım okçuluk sporu, kulüpler bazında, ülkemizin birçok ilinde faaliyet göstermeye devam etmektedir.

***

Duruş sırasında ayakların omuz genişliğinde açık tutulması, yay ile vücut arasındaki paralelliğin korunması, okun kirişe yerleştirilirken tutuş şekli ve en önemlisi hedefe odaklanırken sabır gösterilmesi… Tüm bu süreç, yazdığım birkaç kelimeden ibaret değil tabi ki de. Önce kepaze olmanız gerekiyor (dilimizdeki kepaze olmak deyimi buradan geliyor). Eğitimin başında, yani çıraklık döneminde, sırt kaslarını çalıştırmak adına kepaze denilen özelliksiz yay ile sağ ve sol elle 6000’er tane çek-bırak hareketi yapılmakta. Akabinde kısa mesafe torba atışlarına geçilip lisanslı sporcu olana dek bu süreç devam etmektedir. Buraya kadar ok ve yayın sportif faaliyetini anlattık. Şimdi ise bu sporun sağlık ve beden açısından önemine değinmek istiyorum…

***

Eğitimler esnasında fizik-bedenin doğru kullanımı teşvik edilirken, eğitim sürecinde de beyne verilen emir ile dik duruş sağlanmaktadır. Hedefe odaklanırken gösterilen sabır ile sinir sistemi kontrol altında tutuluyor ve agresif yapı zamanla yerini uysallığa bırakıyor. Usta eğitmenlerin uygulayacağı takvime riayet eden sporcular kısa zaman sonra odaklanma sorununu aşabilirken, duruş bozukluğuna da çözüm sağlanmış oluyor. Özellikle derslerinde başarı sorunu yaşayan öğrencilerin bu eğitimler sonrasında başarılı olduğu, idareci yönetim tarafından da dile getirildiği görülmektedir. Öğrenci, derste yaşadığı odaklanamama hastalığını eğitim sürecinde yeniyor ve örgün eğitimden maksimum istifadeyi sağlamaya başlıyor. Yine, usta eğitmenin sağlam duruşu ve eğitsel tutumu ile aidiyet duygusunu kazanan sporcu, zararlı bireysel alışkanlıklarını da yavaş yavaş terk etmeye başlıyor. Tabi bunun için en önemli şart azim!

***

Okçuluk sporunun bir faydası da tıp dilinde ‘skolyoz’ adı verilen omurga eğriliği hastalığındaki tedavi edici özelliğidir. Doğuştan kaynaklanan bir kalıtsal hastalık olan skolyoz; toplum arasında kamburluk veya bel çıkıntısı olarak da bilinir. Yay tutuşu esnasında beyne dik durması komutu verilirken, bu durumun alışkanlık haline geleceği ve zamanla omurgadaki eğriliğin düzeldiği de gözlemlenmiştir. Bu alanda yazmış olduğum proje, İçişleri Bakanlığı’nın açmış olduğu proje çağrı havuzunda –maalesef- halen bekletilmektedir. Ve yine maalesef ki yetersiz spor sahalarının olmayışı birçok sportif faaliyetin çalışmasını olumsuz etkilediği gibi geleneksel okçuluk sporunu da olumsuz etkilediği görülmektedir.

***

Benim de yönetiminde olduğum Adana Geleneksel ve Atlı Okçuluk Spor Kulübü, Adana merkezde çalışmalarını sürdürürken şimdilerde güzel bir çalışmaya imza atıyor. Kulüp, Şehit ve Gazi çocuklarına haftada 2 gün olmak üzere sürekli ve ücretsiz eğitimler veriyor. Bu alanda Adana’ya öncü olan, değerli eğitmen ve aynı zamanda Adana Geleneksel ve Atlı Okçuluk Spor Kulübü Başkanı Sn. Erhan Uzman’ a da bu duyarlı hareketinden dolayı teşekkür ediyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün; ‘Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.’ sözündeki gençlerin topluma kazandırılmasına vesile olacak tüm spor kulüplerine yetkililer tarafından azami destek olunmalıdır. Bu konuda duyarlı olan tüm yöneticilere de teşekkürlerimizi iletmeyi unutmayalım.

Sağlıcakla, esen kalın değerli dostlar…

Okunma 1512 defa Son Düzenlenme 05 Ağu 2020
Enis TURGUT

Eposta This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.